Günümüz de ne iş hayatında ne de ev yaşamında bilgisayarlardan uzak durmak mümkün değildir herhalde… İş yerimizde birden çok bilgisayarın bulunması ile birlikte, bu bilgisayarların birbirleri ile iletişim içinde olması gereği doğmuştur. Bu da Yerel Alan Ağları(LAN) ile çözülmüştür. Ama bir network ağı kurmanın ve yönetmenin bir çok zorluğu olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu zorlukların en başında da ağı inşaa etme aşamasında karşılaşılan kablolama sorunlarıdır. Ağ aktif olarak hizmete girdiği zamanda; sadece kablo uçlarının bulunduğu yerlerde ağa bağlanmak zorundasınızdır. Bu Desktop istemciler için bir sorun değildir. Fakat Laptop veya Palm gibi mobil cihazları için aynı şey söz konusu değildir.
İnsalar artık ofislerinde rahatça dolaşabilmek, firmanın üretim departmanın da dolaşırken, sipariş bilgilerine ulaşmak istiyorlar. Bu da ancak kablosuz ağ yapısıyla mümkün olmaktadır. Kablosuz ağlar WLAN teknolisi diye adlandırılmaktadır. Bu tekniğin kullanımı oldukça basittir. Daha önceden kurmuş olduğumuz kablolu ağımızı bir kaç yardımcı donanımla mobil hale getirmektir diyebiliriz.
Genelde WLAN yapısı, LAN alt yapısına kabloyla bağlı AP (Acess Point – Erişim Noktası), ve kablosuz istemcilerde bulunan ve kablosuz ağ standarlarına uygun kartlardan oluşur. Burda AP kablosuz istemcilerin, kablolu ağa bağlanabilmeleri için bir köprü görevi görür. AP ile istemciler arasındaki iletişim, kullanılan standarta bağlı olarak değişen frekansta radyo dalgaları ile gerçekleştirilir. Bu tur bağlantılara Independent Basic Service Set denilmektedir.İletişimin radyo dalgaları ile sağlanması beraberinde bazı sorunlarıda getirmektedir. Bunların en önemlisi çevredeki elektronik aletlerin yaymış olduğu elektromagnetik dalgaların veya ortamda bulunan duvarların mevcut WLAN sinyallerini zayıflatması ve erişim alanınnın düşmesidir.
ŞEKİL: TİPİK WLAN UYGULAMASI
Kablosuz teknolojiler IEEE tarafından belirlenmiş 802.11 standartı olarak adlandırlılırlar. Bu standart,Direct Sequence Spread Specturum (DSSS) teknolojisini kullanır. Bu teknoloji, 11-22MHz arası bant genişliğine sahip 2,4 GHz’ lik endustriyel, bilimsel ve medikal frekans bandıdır. DSSS ilk olarak ABD ordusunda kaliteli iletişim sağlamak üzere kullanılmıştır.Gönderilecek veriyi çeşitli modülasyon işlemlerinden geçirerek iletir. Bu da alıcı tarafta bir kod çözme işlemini gerektirir. Alıcı tarafta yapılan bu kod çözme işlemine “CHIP CODE DECODE” adı verilir. Ayrıca alıcı taraf istenmiyen sinyalleri yok etmek için filtreleme işlemide gerçekleştirir.
Günümüzde kablosuz ağlar için kullanılan 2 standart bulunmaktadır. Bunlar 802.11b ve 802.11a dır. Ama uygulamalarda 802.11b standartı 802.11a ya gore daha çok kullanım alanı bulmuştur.
802.11b standardı; 1Mbps, 2Mbps, 5,5Mbps ve 11Mbps hızlarında yarı çift yönlü veri iletim hızına sahiptir. Bu hızları kablolu bağlantıyla karşılaştıracak olursak oldukça yavaş gözküyor. Ama uzmanlar bu hızların internet bağlantıları için yeterli duzeyde olacağını söylüyorlar. 802.11b ile yapılan bağlantılarda en yüksek 11Mbps hızlarında iletişim yapılabileciği söylensede, pratikte 3-5Mbps hızlarında kaldığı bilinmektedir. 802.11b 10-15m mesafede tam performans sağlamaktadır.
802.11a standardı, 802.11b ‘den farklı olarak Orthogonal Frequency Division Multipexing(OFDM) adı verilen ve 5GHz frekans bandında çalışan bir sistemi kullanıyor. Bu standartın 5GHz frekans bandını kullanması nedeni ile parazitlerden ve bozucu ortam dalgalarından daha az etkileniyor. Ayrıca kullandığı sistem özelliği ile 8 adet iletişim kanalını destekleyerek hızı arttırmıştır. Şu anda 802.11a’ nın bilinen iletişim hızı 54Mbps ‘dır. 30-50m ye kadar tam performans sağlamaktadır. Ancak 50m civarında hızda yaklaşık %50’lik bir düşüş olduğu bilinmektedir.
Kurlacak olan bir WLAN’ da bu iki standardı bir arada kullanmak mümkün değildir. Çünkü ikisi de farklı frekans bandını kullanmaktadırlar. Uygulamalarda daha çok 802.11b kullanılmaktadır. Bu standarta uyumlu bir çok donanım piyasada çok kolay bulunabilmekte ve diğerlerine göre ucuzdur. Ama 802.11a standardını destekleyen cihazların piyasada çoğalmasıyla fiyatlarında bir ucuzlama olacak ve bu standarda kullanımda yerini alacaktır.
Gelelim kablosuz ağımızı nasıl inşaa edeceğimize. İlk olarak kuracağımız ağdaki tum gereksinimleri belirleyerek buna göre yapacaklarımızı planlamalıyız. Eğer bir oda içerisinde iki istemciyi birbirine bağlayacaksaksak yani “ad-hoc ağ”(kabloludaki Peer to Peer ağ) kuracaksak 2 adet WLAN kartı alıp bir bilgisayarı server olarak konfigüre ederek ağımızı kurabiliriz. Bu tür bir bağlantı ucuz olmasına karşın(yaklaşık 180-200$), performans açısında hiç te tercih edilecek bir durum değil. Bunun yerine sadece bir cross kablo ile ağımızı kurabiliriz. Ama illa kablosuz bağlantı yapacam diyorsanız; araya bir AP koyarak performası arttırabilirsiniz.
Eğer ki bir ofiste 3-5 bilgisayarımız varsa ve bunlardan sadece birinde bulunan İnternet bağlantısını tüm bilgisayarlara yaymak istiyorsanız, ADSL modemli sisteme bir AP eklemek ve kablosuz ağ kartı olan diğer istemcilerin AP ile haberleşmesini sağlamak. Burada karşımıza bazı sorunlar çıkar; internet erişimi sadece tek bir bilgisayarda mevcut olur. Bu bilgisayarda yaşanacak sorunlar diğer istemcilerde sorun yaratır. Veya bir istemci büyük boyutlarda bir dosya indirmeye kalkarsa bağlantıyı yavaşlatır buda diğer istemcileri olumsuz yönde etkiler. Böyle bir sistemde diğer çözümde Wireless Router kullanmak. Bu tip donanımlar piyasada az bulunmasına ve ayarlarının zor olmasına rağmen iyi bir çözüm olabilir. Routerler iki adet ağ bağlantısına sahiptirler, bunlardan biri LAN bağlantısı için diğeride internet bağlantısı için kullanılır. Kurulumuda fazla zor değildir. Üzerinde yüklü olan WEB arabirimi yardımı ile kolay bir biçimde konfigure edilebilir. Gelelim en cok kullanılan WLAN mimarisine, genelde WLAN lar mevcut kablolu ağa entegre edillir. Bu da AP ler ile sağlanır. Ama AP lerin sisteme entegre edilmesi sırasında, AP lerin yerleri çok iyi ayarlanmalıdır. AP leri öyle yerlere monte etmek gerekir ki; hem mobil istemciler şirket içindeki her yerden sorunsuz şekilde ağı kullanabilmeli hemde davetsiz misafirlerin ulaşamıyacağı yerlerde olmalı. Örneğin ABD de yapılan bir araştırmada, uzmanlar yanlarına WLAN kartı olan bir laptop alarak sokakalardan bir çok şirketin network üne girmeyi başarmışlardır.
Eğer sistemde AP ler kullanılacaksa, WLAN ağının ayarlarını alt ağ modu olarak ayarlanması gerekmektedir. Bu sayede ağ üzerindeki istemciler, diğer istemcilerle bağlantı kurmak yerine direkt olarak AP ye bağlanacaklardır. Ağa kablosuz erişim mesafesini artırmak için sistem içindeki mevcut AP sayısını artırmak gerekmektedir. AP sayısını artırmak demek alt ağ sayısını da artırmak demektir. Bu durumda istemci bilgisayar AP ler arasında geçiş yapmak zorunda kalacaktır. WLAN MobilIP standarları kullanılır. Bu standarta iki adet IP adresi kullanılır. Bu IP adreslerinde biri sabittir. Ve işletim sistemi ve ana uygulamalar tarafından kullanılır. Diğer IP(care-of) adresi ise, istemcinin bağlı olduğu AP’ nin altağına bağlı olarak değişmektedir. Bu sayede istemciler AP ler arasında dolaşırken, uygulamalarda bir sorun yaşanmaz.
AP lerin bir diğer kullanım alanı ise LAN’ı birbirine bağlmaktır. Örneğin işletmemizin üretim ve yönetim departmaları ayrı binalarda olsun. Ve ortam şartları kablolu bir bağlantı yapmaya engelse, her iki LAN bir AP bağlayarak iki ağı birbirine bağlayabiliriz. Tabii böyle bir bağlantının ne kadar performans sağlayacağı tartışmaya açıktır.
Kablosuz istemciler ağa bağlantı sağlamak istediklerinde mevcut AP lerin sinyal kalitesini kontrol ederler. Performansı en yüksek olan AP’ nin alt ağına bağlanarak ağa dahil olurlar. İstemciler sürekli olarak ağ performansını kontrol ederler. Eğer iletişim hızı çok düşerse, WLAN kartı otomatik olarak başka bir AP ye bağlanmak ister. Bu arada IP nin değişmesi sebebiyle, bazı durumlarda ağ kartını resetlemek gerekebilir.z.
Gelelim AP leri nerelere yerleştireciğimize; bunun için ilk adım WLAN ı kuracağımız binanın planın alarak ağ topolojisini belirlemek. AP leri konumlandırırken, ilk olarak binadaki duvarların, dolapların, elektrik panolarının yani AP sinyallerini etkileyecek her turlu donanımı göz önüne almaktır. Daha sonra kablosuz iletişime ihtiyac duyacak yerleri belirlemek ve bu yerlere gore AP lerin koyacağımız yerler belirlenmelidir. AP leri yuksek olan yerlere koymaktır. Tabii ki AP leri koyacağımız yerlerde AP ler için gerekli elektrik gücünün olması ve mevcut LAN a bağlantının yapılabilmesi için bağlantı noktasının olması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir konuda AP lerin erişim mesafesin iyi ayarlanmasıdır.
Eğer WLAN ağınızda olabilecek sorunlara tahammül edebilecek bir yöneticiniz yoksa. WLAN için bir yedek ağ kurmanızı önenririm. Bu durumda AP de gelebilecek bir sorunda ağ yükünü yedek AP ye aktarak, ağ performansını üst düzeyde tutabilirsiniz. Ağınızı kurduktan sonra, bir mobil istemci ile bina içinde ve dşında dolaşarak bağlantı hızlarını ve bina dışında iletişim sağlanıp sağlanamayacağını test etmeniz iyi olacaktır.